SON DAKİKA

Haber İlef-Haberi iletişimciden al

En genç ozan Arif İnan Yıldırım’la kısa bir çay sohbet

En genç ozan Arif İnan Yıldırım’la kısa bir çay sohbet
Bu haber 16 Ekim 2016 - 22:45 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Konya’nın  yetiştirdiği en genç halk ozanı Arif İnan Yıldırım ile Ozanlık, Aşıklık Geleneği ve Konya Aşıkları Bayramı üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle Kendinizden bahseder misiniz?

– Eskiler Tercüme-i Ahval derler, biz hayat hikayesi diyoruz. Öyleyse biz de bu hayat hikayemizi anlatalım. 1991 yılının Ocak ayının 4’ünde Konya’nın Meram ilçesinde doğdum. Sekiz çocuklu bir ailenin, beşinci çocuğunun bir numaralı evladıyım. Biz ise beş kardeşiz. Aslımız Erzurum, daha aslımızı sorarsanız Ahıska göçmeniyiz. Ailemize Nacaoğulları derlermiş. İlkokulumu Saliha Özkaşıkçı okulunda okurken babamın iş sebebiyle Konyanın Seydişehir ilçesine taşındık ve orada Mahmut Esat ilkokulunda okudum. Sonra tekrardan Konya Merkeze taşındık liseyi burada tamamladım. Halen daha okuyorum. Açıköğretim 2. Sınıf Sosyoloji bölümü öğrencisiyim.

Ozanlık, Aşıklık Geleneği ile tanışma sürecinizden bahseder misiniz?

– Şimdi Doğuyu bilirsiniz, Doğu Ozanlarla, Aşıklarla anlam kazanmış bir yöredir. Ailemizin de oralı olması hasebiyle, babamı dinleye dinleye, kendi kendime türküler söyleyerek, babamın da sazının kıra kıra tanıştım bu gelenekle. O dönemler Konya Aşıklar Bayramı yurt genelinde bir ekoldü. Babam orada sazını söylerdi, evde ise seccadenin üstüne asardı sazını özenirdim lakin çalamazdım. İçimde bir uhte kalmıştı. Birgün sokakta top oynarken benden bayağı büyük bir abimiz bana demiş ki, ‘Lan sen o topu niye oraya anttım’, ben de ‘Sanane lan it’ demişim. O adam da bana sert bir şekilde dövme amacıyla gelerek ‘Ne dedin sen’ diye üstüme gelmiş, ben de ‘İt demedim git dedim git’ demişim, henüz üç yaşımdayken. Buna ister kurnazlık ister zeka deyin, kalim üç yaşında olmama rağmen kafiye nedir bilmememe rağmen iti git yapıp oradan kurtarmışım kendimi. Bu olay da babamın hoşuna gitmiş ve bu çocukta bir şeyler var demiş. Bu olaydan sonra babam beni Aşıklar bayramına götürmeye başladı, O zaman henüz dört-beş yaşlarındayım, Aşık Reyhaniler, Feymaniler, Şeref Taşlıovalar çıkıp atışıyorlardı, bu da beni çok etkilemişti. Özenip elime babamın sazını aldım biraz tıngırdatmak istedim derken düşürüp kırdım babamın sazını. Babam da kızacak sandım derken beni götürdü ve bir saz aldı bana. o Sazı çalmaya başladım lakin hiçbir ezgi, melodi bir şey çıkartamıyorum sazdan. Uğraşıp durdum ve ilk çaldığım parça ‘Gelin Ayşem’. Eskiden ilkokulda okuma bayramları olurdu, o güne kadar işi öğrenmeye başlamıştım, yaklaşık yirmi tane parça söylüyordum ama henüz kendime ait bir bestem yoktu. Hocam da bana sen saz çalmayı biliyorsun saz çalıp türkü söyleyeceksin dedi. Ben de ne yapabilirim derken gönlüme şu satırlar doğdu. ‘Sen çiçeksin bizler arı bal yapalım öğretmenim, meyve versin bahçe barı dal yapalım öğretmenim, Arif inan kalma yaya, sen de olsun edep haya, Mahmut Esattan uzaya yol yapalım öğretmenim’, bu şekilde okuma bayramında ilk sahnemi almış oldum. Bu sahnem babamın da hoşuna gitmiş, babam beni birgün karşısına aldı sen artık yazmaya, çalmaya, söylemeye başladın seninle atışacacağız dedi. Atışmamız da babamın hoşuna gitti. Aşıkların aşk hikayelerini okudum etkilendim, ben de bir kıza sevdalandım yazdım okudum derklen, ben de bir şeyler oturmaya başladı. O dönem ilk defa Konya Meram Televizyonuna çıktım, bu benim için çok büyük bir olaydı, çocukluk işte insan beğenilmek istiyordu. Orada da güzel bir şekilde sanatımı icre ettim. Dönemin Konya Belediye Başkanı Altınbaşak Kültür Festivali düzenledi, ben de sahne aldım. Orada Aşık Selahattin Kazanoğlu ile atıştım. Bu atışma sonucunda Prof. Dr. Ali Beyat Alptekin, Salih Sedat Ersöz sahneye çıkarak Dede Korkut kültürünü yerine getirip bana bir ad takma töreni düzenlediler. Törende Ali Beyat hoca, bu çocuğun yüzü kara söyledikleri de cesurcadır diyerek bu çocuğun adı bu saaten sonra Yağız Ozan olsun dedi. Ozanlık beratını almıştım lakin henüz bana Aşıklık beratı verilmemişti. Aşıklık beratını ise Aşıklar bayramına katılarak almam gerekiyordu. İlk Aşıklar Bayramına katıldım, bu 29. Aşıklar bayramıydı. Sahneye çıktım ve dediler ki bir aşık çağır, atışacaksın. Arkama bir döndüm, Şeref Taşlıova, Murat Çobanoğlu, Reyhani, Maksud Feryadi, Temel Turabi, İmami, Feymani herkes oradaydı. O zamanlar Mesaj TV’de seyrettiğim Aşık Yener Yılmazoğlu’nu çağırdım, ‘Geziyor alem lütuğ, ondan böyle başı buğlu, Aşık Yener Yılmazoğlu gelsin benim meydanıma’ dedim. Birlikte atıştık. O zaman yaptığım atışmayla Türkiye ikincisi oldum. Yaşım on ikiydi ve böylelikle bana Aşıklık beratı verdiler. Ondan sonra program program, bayram bayram dolaşıp bu günlere kadar geldik.

Şu ana kadar ne gibi organizasyonlarda bulundunuz? Basınla ne gibi bir ilişkiniz oldu?

– Kanal D’de sahne aldım. Türkiye’nin en genç aşığı seçildiğim için Türkiye ve Posta Gazetelerinde yer aldım. Meltem TV, Mesaj TV ve yerel tüm yayın organlarında sanatımı icare ettim. Kazakistan ve Azerbaycan’ın devlet televizyonlarında sahne aldım. Ulusal TV’de çıktım. Star TV’de çıktım.

HABER-İBRAHİM SÖNMEZ

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA